İlk albümü “Dear Sir” ile birlikte müzik hayatına başlayan Cat Power’ın kariyerinde 9 albüm bulunuyor.  2006 yılında çıkardığı “The Greatest” albümü ile ilk kadın Shortlist Music Prize sahibi oldu. Son albümü “The Sun” ise listelerde uzun süre yüksek sıralarda bulunmayı başardı. Sadece albümdeki şarkıları değil sinema ve reklam müziklerine de el atabilen sanatçı Cat Power. Bunun yanı sıra hepimizin çok sevdiği grupların şarkılarını coverlayıp daha fazla sevmemize sebep verebilecek melonkolik sesiyle blues, indie, folk türlerini harmanlayarak bizlere sunuyor.

 

Konsere giderken o gün orada olacakları, sergilenecek performanslardaki değişimi, karşımızdaki kişi veya kişilerin bize anlatmak istediklerini aralarda geçen karşılıklı ufak sohbetleri bilemeyiz. Bu da konserlerin bende ulaştığı en güzel belirsizlik duygularının başında gelir. Bugün içinde sessizlik politikası kapsamında sayılan bu konser Cat Power’ın sahneye çıkıp eline gitarı almasıyla ortamdaki ses kirliliğinin birden alkışa ardından ise sessizliğe dönüşmesi güzel bir hareketti. Sessiz ve akustik bir gitar performansı “Wild Is The Wind” ile başlayan konserde bir anda Cat Power’ın da sesiyle beraber içimizi bir anda hüzün ve huzur kaplamaya başladı. Devamında gelen “Great Expectations” ile de içimizdeki geçmişte yaşadığımız herşey aklımızın bir köşesinden geçmeye başlayıp, seyircileri Cat’in sesine ve gitarına odaklamayı başardı. Sözlerindeki yaşanmışlıkları hissetmeye başladığınızda etrafınızda konuşan kişileri duymamaya başladığınızda o konserin içine girmiş bulunuyorsunuz demektir. Piyanonun başına yavaş hareketlerle geçerek “The Greatest” şarkısıyla hüznü körükleyerek devam etti şarkılarına ve piyano başındaki ustaca coverlarına. Şarkı aralarında ise seyirciyle konuşmaya çalışan onlara bu melankolik şarkıların yanında biraz da yüzlerinin gülebileceği olaylardan bahsedebilen gerçek bir sanatçıyı gördük. Kaç yıl önce buraya geldiğini ne yaptığını, nerede kahve içtiğini anlatan biriyle karşı karşıya olmak mükemmel. Piyano kısmından sonra tekrar gitarını alıp konserin sonlarına doğru yavaşça geçtiğimizi hissettirdi. Tek kişi olarak izlememizin bir güzelliği ise daha fazla sanatçıyla bağ kurup, odaklanma olanağımızı arttırmak oldu.