Bugüne kadar İstanbul’da verdiği konserler ile damaklarda güzel tatlar bırakan Parov Stelar, bir kez daha İstanbul’a, bu kez Volkswagen Arena gibi etkileyici bir konser mekanına uğradı!

Bugünün hareketli geçeceğini, konserden önce de tahmin ediyordum ancak eve geldiğimde bile yerimde duramayıp dans etmeye devam ediyordum.

Bu konserde ise Parov Stelar’ın yanına ön grup olarak Oi Va Voi’nin eklenmesi hem doğru hem de yanlış bir karar gibi görünüyordu. Çünkü Oi Va Voi ile Parov Stelar tarz olarak birbirlerine çok az benziyorlar.

Bulunduğumuz kara parçasında sevilen bir sanatçı olmasından dolayı seçilmesine rağmen Oi Va Voi sahnedeyken seyircilerin uğultusu sahneden gelen sesin üstüne çıkıldı. Bunun nedeni olarak insanların konserlerde çok sık görmediği kişilerle karşılaşmasından mıdır ? “Yoksa konser dinlemeyi parasını veriyoruz ne yaparsak yaparız ?” şeklinde mi düşünüyorlar bilemiyorum. Ancak sakin ve huzurlu şarkılarda biraz susulması herkes için daha güzel bir anı bırakabilir.

Sırada gecenin en çok beklenen ismi, son albümü “The Princess”’ın ardından “Clap Your Hands” adlı EP ile birçok müzik otoritesinin olumlu tepkisini alan Parov Stelar Band vardı. Intro ile beraber dışarıdaki kalabalık da konser alanındaki yerini aldı. “Oh Yeah” şarkısında bütün ekibin sahnede görünmesi ile kopan uğultu, herkesin dansa ve eğlenceye hazır olduğunu gösteriyordu. Tribün kısmının da ayağa kalkıp konser sonuna kadar sahnedeki şova alkışlayarak veya dans ederek eşlik etmesi birden ışıkların bir kısmının da oraya yönelmesini sağlayarak güzel bir görüntüyü ortaya çıkardı. Bence konserde playback kısmına olanak verilmesi pek doğru bir karar değil. Şarkıların albümdeki gibi değil canlı performansın gidişine göre düzenlenmesi daha güzel olabilir. Buna rağmen trompette Jerry Di Monza , saksafonda Max The Sax, davulda Willie Larsson Jr. , bas gitarda Michael Wittner, enstrümanlarının hakkını veren sanatçılar. Bunun yanına solist Cleo Panther’in sesi ve Parov Stelar’ın yeteneği eklenince performanslar bazen albümün üstüne çıkmasını sağlıyor. Çok bilinen şarkılarından “Catgroove” ile seyirciyi durdurmak artık hiç mümkün değildi. Dans etmeyen pek kimseyi görmedim.Parov’un şarkılarda ses mühendisi ile anlaşımı da sesin olabildiğince mükemmel olduğunun ve şarkıdan şarkıya değişimindeki hatasız olmasından dolayı ayrı bir başarı idi. Şarkılara kaptırıp zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımızdan çabucak bitti gibi gelse de gerek saha içinde gerekse tribündeki seyircinin alkış ve tezahüratları eşliğinde tekrar çağrılarak 3 şarkı daha söylemelerini sağlayabildik. Çoğunluk ile “The Princess” albümünden parçaların çalındığı yanında ise “Shine” ve “All Night” gibi sevilen şarkılarıyla da büyüleyici bir gece yaşattılar.

Grup İstanbul’a yakında bir daha geleceğinin de müjdesini vererek seyircilere veda etti.