Her yıl özenle beklenilen gruplar için ne zaman nasıl gelecek kaygısını geride bırakan mekan Zorlu PSM’den sürekli bir konser haberi geliyor. Haliyle seviniyoruz. Liste bayağı kabarık.

Önce Steven Wilson ;

Sadece progresif rock için değil, tüm müzik dünyası için bahşedilmiş en önemli dehalardan biri olan İngiliz müzisyen Steven Wilson, 2 Mayıs gecesi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahne alacak.
Genel hatlarına bakıldığı zaman, kariyerinin çıkış noktası için verilen Pink Floyd referansı, sanatçının Porcupine Tree, yan projeleri ve solo işlerine yakın çekim bakıldığında çok daha geniş bir fotoğrafla birleşiyor. Öyle ki; bu fotoğrafta Donna Summer’dan Jethro Tull’a, King Crimson’dan ABBA’ya, Donovan’dan The Beatles’a, çok geniş bir aileye rastlamak mümkün. Sanatçının iki paragrafa sığmasının imkansız olduğu kariyer satır başları, sürekli yenilenen ve şu an onuncu baskısını görebileceğiniz online CV’sinde mevcut. Toplamda 500 sayfayı bulan ve Steven Wilson’ın “Atladığım bir şey varsa, lütfen beni uyarın” diyerek hayranlarından yardım istediği PDF formatındaki CV’si (http://www.voyage-pt.de/swdisco.pdf), 2 Mayıs gecesinin ne kadar önemli olduğunun en büyük kanıtı.

Sonra Tindersticks ;

Melankoliyi notaya dökmesini en iyi bilen gruplardan biri olan Tindersticks, yeni albümü The Waiting Room’un turnesi kapsamında, 27 Mayıs 2016’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahne alacak.
Diskografisinde her biri birbirinden değerli 10 stüdyo albümü barındıran, edebi şarkı sözleri ve Stuart Staples’ın eşsiz sesiyle 90’lardan bu yana gündemde kalmayı başaran Tindersticks’in hikayesi 1991 yılında başlıyor. Nottingham’da, ilk olarak Asphalt Ribbons adı altında başlayan İngiliz müzisyenlerin serüveni, alternatif müzik piyasasının manşetine taşınacak Tindersticks ismini 1992 yılında alıyor.
Sadece alternatif rock başlığıyla sınırlandırılması mümkün olmayan, her albümünde farklı bir kimliğe bürünmesini bilen Tindersticks, eşsiz orkestral düzenlemelerle şarkılarına derinlik katarken, bir yandan da caz ve soul müzik etkileşimlerini sahipleniyor. Stuart Staples’ın Nick Cave, Leonard Cohen ve Ian Curtis semalarında gezinen derin ve vurucu sesi, İngiliz grubun kendine özgü melankolik atmosferiyle birleştiğinde ortaya çıkan formül gerçekten de çok etkileyici. Kariyerinde Curtains ve Waiting for the Moon gibi başyapıtlara imza atan, önemli yayın organları ve müzik eleştirmenlerince alternatif rock tarihinin en başarılı gruplarından biri olarak gösterilen Tindersticks, bir yandan da oldukça güçlü bir canlı performansa sahip.

Biri PJ Harvey mı dedi ? ;

2146_1_PJ-976x644

Ön Grup: Low Bugüne kadar yayınladığı 8 stüdyo albümüyle günümüz müzik dünyasının en önemli isimlerinden biri olmayı başaran İngiliz şarkıcı, besteci, şair ve yazar PJ Harvey, 8 Haziran’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi sahnesinde… Dört yıllık aranın ardından 15 Nisan’da dokuzuncu stüdyo albümü The Hope Six Demolition Project’i yayınlamaya hazırlanan ve bu albümün müjdesini hayli pozitif yorumlar alan ilk single The Wheel’la veren Polly Jean Harvey, bugüne kadar yayınladığı her bir işiyle “İkonik müzisyen” tabirini sonuna kadar hak eden bir isim.

İzlanda’yı keşfedeceğimiz Sigur Rós ;

2140_1_976x644

İzlanda’da başlayan serüvenini büyük bir başarıyla tüm dünyaya taşıyan, post-rock sahnesinin en önemli gruplarından Sigur Rós, uzun zamandır beklenen canlı performansıyla Türkiye’de ilk kez 11 Haziran 2016’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde.

Grubun farklı boyutların kapılarını açan tarifsiz güzellikteki müziği ve Jónsi Birgisson’un falsetto vokallerinin kusursuz birleşimi, Sigur Rós serüveninin 1994’ten bugüne etkisini katlayarak gelmesini sağladı. Müzik açısından 1997’nin anlam ve önemini daha da arttıran ilk albüm Von, Sigur Rós hikayesini resmen başlattı. 1998 tarihli Ágætis byrjun ise, İzlandalı grubun esas patlamasını yaptığı albüm oldu.

Birçok müzik eleştirmeni ve albüm kritikleri tarafından müzik tarihinin en önemli albümlerden biri olarak tanımlanan Ágætis byrjun’u, 2002 tarihli albüm ( ) izledi. Bu albüm, dinleyicileri açısından şöyle bir öneme sahip; ilk piyasaya çıktığında hiçbir şarkı ismi barındırmayan kayıt, Vonlenska, yani Hopelandic isimli hayali bir dille söylenmiş şarkılardan oluşuyordu. Böylelikle vokali bir enstrüman gibi kullanmayı başaran İzlandalı grup, dinleyicilerini ise şarkıları dinlerken hayal güçleriyle baş başa bırakıyordu. ( ) şarkıları, dinleyicilerin kendi bilinçaltlarına göre yorumlanmaya hayli açık olmasıyla türünün ender örneklerinden biriydi.

Sigur Rós, birçok kez karşılaştırıldığı, birlikte turneye çıktığı Radiohead’le 2003 yılında birlikte çalışma şansını yakaladı. Merce Cunningham’ın dans projesi Split Sides için iki isimle kayıtlar gerçekleştirildi.

2005 yılı ise, önceki albümlere göre daha farklı bir sound’u beraberinde getirdi. Gitar sound’unun önceki albümlere göre daha belirgin olduğu Takk… isimli Sigur Rós albümünün ardından yayınlanan 2008 tarihli Með suð í eyrum við spilum endalaust ise, grubun ilk İngilizce şarkısı All Alright’la kapanıyordu. Sigur Rós, bu albümde ünlü prodüktör Flood’la çalışma şansını yakaladı. Bu birliktelik, grubun diskografisindeki en kolay sindirilebilir, pop sound’una yakın şarkıların ortaya çıkmasını sağladı.

2012 çıkışlı Valtari ve 2013 çıkışlı sekizinci stüdyo albümü Kveikur’la, grubun dinleyicileri, Sigur Rós’un iki albüm arasına koyduğu en kısa zaman dilimine tanıklık etme şansını yakaladılar. Bu iki albüm, Sigur Rós’un giderek daha da ihtişamlı hale gelen, post-rock, klasik müzik, ambient ve dream pop’tan izler taşıyan kariyerini zirvede tutmayı başardı.

Elektronik müzikte ise  M83 ; 

2136_1_976x644

Elektronik müzik sahnesinin en heyecan verici projelerinden biri olan M83, 28 Haziran 2016’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi sahnesinde! Otoriteler tarafından müzik dehası olarak tanımlanan Anthony Gonzalez’in önderliğinde, bugüne kadar 6 stüdyo albümü yayınlayan, bu albümlerden Midnight City, We Own The Sky, Kim & Jessie ve Don’t Save Us From The Flames gibi hit şarkılar çıkaran M83, electro pop müziğin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri. 80’lerden ilham alan, bu ilhamla synthesizer ve canlı enstrümanların altyapısını oluşturduğu şarkılar üreterek, geçmiş ve geleceği birleştiren güncellikte bir müzik icra eden M83, son olarak Hurry Up, We’re Dreaming isimli stüdyo albümüyle büyük başarı kazandı. Gossip Girl, Divergent, The Fault In Our Stars ve The Vampire Diaries gibi büyük prodüksiyonlu dizi ve filmler, soundtrack’lerinde M83 şarkılarını kullandılar. Bu durum, 2013 yılında kendi zirvesine ulaştı. Yönetmenliğini Joseph Konsinski’nin üstlendiği, başrollerinde Tom Cruise, Morgan Freeman ve Olga Kurylenko’nun yer aldığı dev bütçeli bilim kurgu filmi Oblivion’ın soundtrack’leri Anthony Gonzalez tarafından bestelendi. Gonzalez’in kardeşi Yann Gonzalez’in yönettiği 2013 tarihli film You and The Night’ın müziklerinde de M83 imzası vardı… Dünyanın her köşesini kapsayan turnelerle popülaritesini çok daha fazla arttıran, tıpkı Anthony Gonzalez’in dediği gibi “Yetişkinler için rüyalar üreten” M83, hem görsel, hem de işitsel bir şölenden farksız canlı performansıyla 28 Haziran’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi sahnesinde olacak.

Klasik müzik dinlemek istiyorum ve orada olacağım diyen bizlere en güzel haber ise Max Richter ;

Çağdaş bakış açısıyla klasik müziğe yepyeni bir boyut kazandıran Almanya doğumlu İngiliz müzisyen Max Richter Zorlu Performans Sanatları Merkezi sahnesine konuk oluyor. Bilindik klasik müzik kalıplarına, minimal ve modern dokunuşlarla çok boyutlu şekiller veren Richter’in müzikal kimliğini tek bir tarzla sınırlandırmak ise imkansız. Gençlik yıllarında electronica ve punk’tan ilham alan, farklı müzik türlerini sentezleme konusundaki yeteneğini besteci ve yapımcı kimliğiyle birleştiren Max Richter için komple bir sanatçı demek daha doğru olur. Farklı müzik türlerindeki hakimiyetine ek olarak, Royal Academy of Music ve efsanevi İtalyan müzisyen Luciano Berio’dan aldığı eğitimle ufkunu fazlasıyla açan İngiliz sanatçı, bugüne kadar isminin geçtiği her işte çıtayı bir hayli yükseltti. Solo albümleri haricinde, müzikal, bale, opera, televizyon dizileri ve sinema filmleri için müzikler besteledi. Özellikle sinema ve televizyon endüstrisi, Max Richter’in harikalarından ziyadesiyle faydalandı. 19 Kasım 2016’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahne alacak Max Richter, klasik müziğin günümüzdeki rönesansına tanıklık etmek isteyen hayranlarına unutulmaz bir deneyim yaşatacak.