Birçok festivale gidebilirsiniz ancak sadece birkaçında yaşadığınızı hissedersiniz bunlardan biri de Wacken’dir.

Metal dinlemeye başladıktan( Lise 1’de) kanınızda gençlik ateşinin başladığını anlarsınız. İnternet ve çevrenizdeki arkadaşlarınızdan sürekli yeni gruplar, şarkılar duyup onları dinleyip tatmaya başlarsınız. Bu grupların canlı performanslarına ise çeşitli yerlerden ulaşırsınız. Bunlar çok büyük ve sizden binlerce kilometre uzakta içinizden gidemeyeceğinizi düşünmenin verdiği hüzün ile videoları izledikçe ileride bende buralarda eğlenip, büyük ve en iyi grupları en iyi ses sistemi, özel Showları ve sürpriz konularıyla yaptıkları bu görsel şölenlere “ Mutlaka katılmalıyım “ diyerek içinizden geçirirsiniz. Ardından yıl 2012’ye gelip çattığında Wacken 2012 videolarını youtube dan izleyip artık orada olmamın zamanı geldi diyerek bir yıl para biriktirmeye uğraşıp 2013 yılında bende orada olacağım dedim. Ve benim maceramda bu şekilde başlamış oldu.

Nasıl gideceğim ? Neler yapacağım ? diye araştırmaya koyulduktan sonra sıkı takipçisi olduğum ve bana birçok müzik grubu ve müzik bilgisi katan Headbang dergisinden Amir Necim abiye internetten ulaştım. Kendisinin 2007’den beri gittiğini duyduktan itibaren derin bir nefes aldım, uzun bir yolun kısaldığını hissetmiştim. Birde konsere nasıl basın akreditasyonu alacağımı öğrettiği, oralarda da her zaman yardımcı olduğu için Amir abiye çok teşekkür ediyorum. Artık gerisi çok kolay demiştim içimden ancak vize almanın böyle zorlayacağını bilmezdim.
Bütün yıl biriktirdiğim hatta bozuk para kumbaramdaki 150 tl ye miktarına ulaşan para ve diğer biriktirdiğim paralarımla vize almak için İDATA’nın yolunu tuttum. İlk defa yurtdışına gideceğimden vize başvurusuna yapmamız gerekenleri öğrenmek ve onları uygulamak zordu. Wacken akreditasyonu da son haftaya kaldığından gitmeden 3 gün öncesinde elime geçen vize ise bu yolculuğumun en acılı ve berbat kısmıydı.
Birde gitmeden önce ilk defa Iron Maiden dinlemek beni iyice sevindirmişti. O gün Amir abi ve Egemen’e rastlayıp konser öncesi güzel bir sohbet, Wacken öncesi ise son tüyoları verdikleri için ayrıyeten teşekkürler. Uçak biletimi almak son haftaya kaldığından ancak Berlin’e uygun fiyata uçuş bulabildim bir gün önce gidip oradan Hamburg’a otobüsle geçtikten sonra bir şey bilmediğimden Hamburg ta müzenin yanındaki çimlik alanda uyudum. Ertesi gün Amir abilerin tayfasıyla buluşunca cidden rastlamıştım. Otelde bir günün ve St. Pauli sokaklarında bir günün ve Night Lite adlı metal bardaki ısınma turlarının ardından hacı olmaya doğru Wacken köyüne doğru yola çıktık. Bir gün önce girip rahatça çadırımızı kurup festival alanını ( toplam alanın ufak bir kısmı ) gezip diğer sahnelerdeki şarkılarla eğlenip hayatımda içtiğim en güzel biraları yudumlamanın keyfiyle kendimi bir metal dinleyicisinin hissedeceği en güzel rüyada olduğumu anladım. Ve güzelce uyudum. Açılış zamanı gelmişti ve saat 15’de kutsal toprakların sahnelerine ayak basmıştım. İlk dinleyeceğim grup Kanada’nın Thrash metal gururu Annihilator ile grupları anlatmaya başlıyorum.

 

Annihilator
Saat 17’de sahneye çıkan Annihilator ile benim için festival yeniden başlamıştı. Jeff Waters ile Dave Padden seyirciyi ateşlemeye başladı ve klasik şarkılarından oluşan setlist’i ve birde yeni albümünden “No Way Out” şarkısıyla sıkı bir performans sergilediler.
Haggard
Türkiye’ye defalarca gelen grubun bildiğiniz gibi ülkedeki ses sistemlerinden dolayı tadını alamayacağımı düşündüğümden bu senfonik metal ustalarını dinlemeye gitmemiştim iyi ki o güne kalmış albümdeki gibi sapasağlam çaldılar. Annihilator sonrası arada 15 dakika gibi bir zaman olduğundan çadır sahnesi de uzak olduğundan dolayı yetişmeye çalışma heyecanım görülmeye değerdi. Haggard’a rast gelirseniz sağlam bir ses sisteminde hem onların daha neşeli hem de seyircinin daha hareketli olduğunu göreceksiniz.
Deep Purple
İkinci defa izleyeceğim grubun yeni albümü “Now What?!” tan da birkaç şarkı ve her zaman görülmeye değer tarihi bir efsane olan bu grubu tekrar izlemek harikaydı. Eskisi gibi olmasa da Ian Gillan sesini zorlamadan da yerinde kullanarak usta bir vokal olduğunu gösteriyor. Umarım bir gün Child In Time’ı söyler ve bende canlı izlerim bu da ufak bir hayalimdir. Steve Morse gitardaki maharetini tekrar gösterdi ve hoş bir şov sergilediler.
Rammstein
2010 yılında Sonisphere Türkiye’de sınava gireceğimden izlemediğime üzüldüğüm endüstriyel metalin en büyük gruplarından Rammstein için herkes hazır olda bekliyordu. Normalde pek konuşmayan Till Lindemann anavatanında sık sık konuştu. Almanca olarak tabii. Mükemmel sahne şovlarını izlemek, klavyeci pişirmek ve seyirciyi köpüklemek gibi ve daha bir sürü hareketiyle ve tiyatral hareketleriyle festivalin en unutulmaz isimlerinden oldular. Seyircinin de katkısıyla birleşmesi de cabası.
İlerleyen zamanlarda gün boyu yemek yemediğimden gidip yemeğimi atıştırıp etraftakileri gözlemledikten sonra rahatça uyudum.

                                              II. GÜN

GOJİRA
Benim için progresif metalin en güzel yanı müziğindeki karmaşıklığı edebiyatla, doğayla ve diğer sanat dallarıyla ilgilenebilmesidir. Bunu Fransa’dan çıkıp en sağlam şarkı sözleri ve müziğinin karışıklığıyla sergileyen Gojira’dır. Joe’nun vokali ile seyircileri getirmeye (pekte gaza gelinmedi ) gerçi ben bayağı eğleniyordum orası ayrı. Ve Mario’nun inanılmaz davul atakları ile harika bir performans sergilediler. Flying Whales çalmayı ihmal etmediler tabii

 

tumblr_inline_n8czxzvbNj1rtk7t9

 

NEAERA
Gojira öncesinden sahneyi ısıtan grup öğlen sıcağına rağmen iyi seyirci topladılar. Bunda kendi ülkelerinde olmalarının da etkisi var tabii. Çok gaza getiren şarkılarıyla seyirciyi havaya soktular. Bu deli grubu mutlaka dinleyin.

IHSAHN
Gerek müziğiyle, gerekse kişiliğiyle beni derinden yakalayan bu adamı canlı izleyebilmek demek olağanüstü bir duyguydu. Böyle kompleks bir müziği üretebilmek her babayiğidin harcı değil diyoruz. Ve konserlerine dönüyoruz sahnede Leprous grubunun elemanlarının eşlik ettiği “On The Shores”, “Arrival”, “Called By The Fire” ve devamındaki 5 muhteşem şarkıyla 55 dakikalığına bizi boşluğun derinliğine hapsetti. Basın çadırında seneye Emperor’un tekrar birleşip birkaç konser vereceğini ve bunların birinin de Wacken’de olacağını duyunca Wacken 2014 için şimdiden can atmaya başlamıştım. Trivium grubunun bir gün önce gelip Matt Heafy’nin de Ihsahn ile görüşmesi Ihsahn’ın metal müzik için sadece metal değil müzik için ne kadar önemli biri olduğunu gösteriyordur.

SOILWORK
Bu grubun son albümü güzel diye sahnelerine doğru gittim ancak gösterilen performansı pek yeterli bulmadığımdan ve sesinde biraz kısık olmasından yarım saat izlemek yetti. Ancak dinlemeye devam edelim. Güzel işler çıkartan bir başka İsveçli melodik death metal grubudur.
LEGION OF THE DAMNED
Festivaller yeni gruplar keşfetmek için de birebirdir. Duyduğunuz gruba eğer o konser sırasında ısındıysanız bunun devamı evde diğer şarkılarını, albümlemeye dinlemeye devam edersiniz. Death ve Thrash metali karıştıran bu grupta festivalde beni yakalayan tek grup oldu. Dinlemenizi tavsiye ediyorum.
ANVIL
Biz 3 kişiyiz kardeş diye buna denir. Eğlenceli adamlar sahneye çıktıkları andan indikleri ana kadar neşelerini hissediyorsunuz. Klasik bir setlist ile 1 saat boyunca güzel ve seyirciyi de eğlendiren Kanadalı kült grup sahnenin hakkını verdiler. Bir dahakine çadır sahnesinde değil ana sahnelerde bekliyoruz.
MOTÖRHEAD
Bu grup için neler yazsak az Rock N’Roll’un başına gelmiş en büyük gruplardan biri ve Lemmy’den bahsediyoruz. 2011’DE RocknCoke’da izlediğim bu efsane grubu bir daha görmek heyecan verici olucaktı. Lemmy her zamanki sözleri “We are Motörhead and We play Rock N’Roll” dedi. Seyirciler bir anda saygı duruşundan çıkıp eğlenmeye geçtiler. 6 şarkı ve bir gitar solosu partisyonu sonrasında Lemmy’nin rahatsızlanması sonucu sahneden ayrıldılar. Aman Lemmy abi sen çok yaşa diyoruz. Wacken 2014’te izlemeyi dört gözle bekliyoruz. Ardından basın çadırında coşup herkes toplandıktan sonra çadırlar dağıldık. Son gün için iyi bir enerji gerekiyordu.

 

tumblr_inline_n8d1jqIiDz1rtk7t9

 

   III. GÜN
FEAR FACTORY
Son yıllarda pek iyi albümler çıkarmasalar da endüstriyel metalin ayakta duran sağlam isimlerinden Fear Factory seyirciyle güzel iletişimi ve setlist iyle bizleri yakaladı. Dino Cazares gene hayvanlığını konuşturarak sağlam bir gitar performansı sergiledi. Umarım tekrar eski günlerine dönerler.
LAMB OF GOD
Mutlaka izlemek istediğim gruplardan biri olan LOG defalarca buralara gelmelerine rağmen bir türlü gidememiştim. Wacken’de izleyeceğim için heyecanla bekliyordum. Wacken’in yağmurları ve çamurları meşhurdu ancak ilk defa bu zamana kadar yağmur yağmamış. “Senin sayende” diyordu Amir abi ancak zamanı gelmişti. Sahneye çıktığı andan itibaren Randy abi seyircinin nasıl gaza getirileceği konusunda sıkı bir ders verdi ve pogolarına başlandı. İkinci şarkıda yağmaya başlayan doludan daha feci olan yağmurda grubu ve seyircileri durdurmaya yetmedi. Kimse geri dönmedi Wall of Death, Circle Pit ler yapılmaya başlandı herkes çamur içindeydi ancak umurumuzda değildi. Sahneden indiği ana kadar hepimizin enerjisini emdi LOG. Sahneden indikleri anda yağmur sona erdi. Cenabet misin ? Randy abi diyoruz. Gerçi bizde öyleyiz  ve üstümüze bulaşan çamuru mahvolan ayakkabılarımızı değiştirmek üzere çadırın ve duşların yolunu tutuyoruz.
ANTHRAX
2010 Sonisphere ve Wacken’den 6 gün önce Iron Maiden Istanbul konserinde izlediğim grubu gene izlemeyi ihmal etmedim. Çamur gölüne dönen ortalıkta herkesin keyfi yerindeydi circle pit ler ve headbang ler yaparak eğlendik. Birde grup bu festival öncesi Woodstock Poland da çalmış. Oraya da yarım milyon kişinin girdiğini ve bedava olduğunu hatırlatalım. Thrash metal dinlemeye devam. Belladona sesine kurban.
DANZIG
Öncelikle Danzig’i sadece Misfits’den bildiğimi söyleyeyim. Kendi yaptıkları işleri ise bilmiyorum ancak fena şeyler yapmadığını da görmüş oldu. Ve konserin yarısında Misfits’den gitarist Doyle’un sahneye çıkması Misfits şarkılarının da çalınmasıyla seyirciler ve tabii bende bir anda coşmaya başladım “Die, Die My Darling “ ile de konseri güzelce sonlandırdılar.
ALICE COOPER
Sadece iyi grupların ve genç müzisyenlerin değil bir çok efsaneninde arada sahne aldığı bir festival Wacken. Sahnede bir tane daha Alice Cooper’u izlemek heyecan verici olacaktı. Öncesinde basın çadırında 5 metre yakından görebilmekte ayrı bir olaydı. Konsere geçersek göz alıcı makyajı ve kıyafetleriyle bir efsane daha sahnede ortalığın tozunu atıyordu. Birde sahnede ona eşlik eden Orianthi adındaki gitarist ablamızla yaptığı tiyatral canlandırmalar çok güzeldi. Rock N’Roll Never Dies diyerek sonlandıralım.
TRIVIUM
Bu tarz müzik dinleyip aramızda “Ascendancy” albümünü sevmeyen pek az insan vardır. Bende böyle dinlemeye başladım Trivium’u. 2012’de Hi-Voltage performanslarına hayran kaldım. Tekrar dinlemek bu ses sistemi ve ufak sahne dekorlarıyla ayrı güzeldi. Matt’in sesi Corey’in gitar çalışı Paolo’nun bass gitara parmaklarıyla vurmasıyla bu grup büyür diyoruz. Yola devam ediyoruz.
NIGHTWISH
Tarja’nın gruptan ayrılışından sonra şimdi kim gelip böylesine senfonik harika şarkılara tek kişi vokal yapacak diye ancak Floor Jansen’i sahnede görünce pek endişelenmemek gerektiğini anladım. Sıcacık gülüşüyle, sesiyle içimizi ısıttı. Biraz daha zamana ihtiyacı olsa da Nightwish kendine yakışanı bulmuş görünüyor. Nightwish bu mükemmel gösterisini dvd olarak çıkarmayı ihmal etmedi. “Showtime, Storytime “ adındaki bu performansa youtube’dan da rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Masallarıyla çok güzel bir iş çıkardılar. Diğer grup elemanları da sağlam çalıyorlar. Umarım bir daha canlı dinlemek için rastgelirim. 🙂
MESSUGGAH
İsveçli ekstrem metal grubunu dinlemek konserin sonuna nasip olsa da bir festivali daha da güzel kapatamazdım. Adamlar harika çalıyorlar enstrümanların hakkını sonuna kadar veriyorlar. Swarm ile başlayan 8 parçalık setlist In Death – Is Life ve In Death – Is Death ile bitti. Bu 50 dakikalık performansta galiba trans yolculuğa girdiğimi söylersem pekte abartmış olmam. Nerede rastgelsem bi daha dinlemek için can atıyorum

Ve üç gün bitmişti. Hayatımda ilk defa bu kadar güzel bir etkinlikte idim. Bir daha görüşmek üzere Wacken. Wacken’e gitmeyenler planlarını gözden geçirsinler. Herkesin görmesi, yaşaması gereken deneyim. WOA

tumblr_inline_n8czthjhG01rtk7t9