Genelde old school tarzı death metal söz konusu olduğunda akla gelipte atlanmaması gereken birkaç grup vardır. Bunlardan biri de Sinister’dır. 2003 yılında ayrılmasının ardından 2005 yılında tekrardan dirildiler. Cross the Styx ( 1992 ) sonrası aynı çizgide devam edip 3 albüm çıkaran grup 2001 yılında şaşırtıcı bir şekilde Rachel Van Mastright – Heyzer adında kadın vokal getirerek Creative Killings ve Savage or Grace albümlerinde şaşırtmışlardı. Aslında vokal anlamında pek başarısız olmasalarda o 2 albümü diğer unsurlardan dolayı gayet vasat olarak görebiliriz. 2003 yılında vokal ayrılığıyla beraber 2 yıllık bir suskunluk içine girdiler. Ancak dönüşlerinde davuldan sıkılan Aad Kloosterwaad’ın kalkıp artık vokal benim diye haykırmasıyla Sinister için yeni bir dönem başlamıştı bile. Önce 2006’da Afterburner ile kendini göstermeye başlayan Aad ardından 2008’deki The Silent Howling ve 2010’da Legacy of Ashes’la bir güzel kendini ispatlamasını bildi. Ardından 2011 de tepesi atıp orada neler döndü bilemiyorum bütün grup üyelerini gruptan ayıran Aad sil baştan Sinister grubunu eskiye ait haline getirmeye çalışmışa benziyor. Yada liderlik vasfı hoşuna gitti.

Bu albümde monotonluğu kırmak için gayet uğraşılmışa benziyor. Vahşi death metal saldırıları , ara sıra melodi aşılanmış keskin soloları ve klavye atmosferleriyle beraber eski 90’lar tarzına dönmeye başladığının haberini veriyor. Albüme karanlık ve ürkütücü klasik Sinister enstrümantal tarzıyla Bloodshed Gates ile başlıyoruz. Ama yine de gelecek olan riffler için önceden bir titreme gönderiyor. Giriş parçalarıyla Sinister’ı çok rahat diğer death metal grupları arasındaki yerini farkedersiniz. Ardından patlayan davul partisyonları ve klasik Sinister riffleriyle Unheavenly Domain’e giriş yapıyor. Sırada albümdeki en beğendiğim şarkı Transylvania ya geliyoruz. Harika ve hızlı riff değişikleriyle başlayan ve davul varyasyonlarıyla aralara giren koro montajlarıyla mükemmel bir parça yapmışlar. Thorns Crown son derece sert ama bir o kadar da yavaş bir parça ancak biraz sonra hızlanacak parçada vokal yüzünüzde patlayacak iyi tempolu riffleri ve davul partisyonlarıyla devam ediyor parçamız. Genel olarak eski tarzına bir anlamda dönüş yapmaya çalışan Sinister için gayet başarılı bir albüm olmuş. İçinden mutlaka ayrı olarak dinlemeniz gerekenler tabi ki başta Transylvania sonra ise Blood Ecstacy’i önerebilirim. 2 diskli albümün 2.nci kısmında Massacre, Bloodfest ,Pentagram, Whiplash ve Celtic Frost yorumları bulunuyor Massacre’den bassçı Terry Butler’ın Chuck’ın arkasından salladıklarından dolayı biraz ters bakıyorum o gruba ama Bloodfest’en yorumladıkları Face Fate parçası gayet güzel olmuş onu da listenize katın. Eski tarzını geliştirmesini umarak bir dahaki Sinister albümlerinde görüşmek üzere. ( 7.8 / 10 )

 

Spotify – Deezer