Filmekimi 2019 önerileri: 18. Filmekimi'nde öne çıkan filmler!

Filmekimi 2019, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 4-13 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. İstanbul ile birlikte Ankara ve İzmir’de de sinemaseverlerle buluşacak 18. Film Ekimi’nin biletleri 28 Eylül Cumartesi günü satışa çıkacak.

TV+ sponsorluğunda yapılan Filmekimi 2019, 4-13 Ekim tarihlerinde İstanbul’da 10 gün sürecek. Festival programının dışında 11-15 Ekim’de Ankara’da, 18-22 Ekim’de ise İzmir’de sinema aşıklarına yılın en güncel kalburüstü ve zor ulaşılan filmler gösterilecek. Festival çok beklenen “Joker” filmiyle açılacak. Ayrıca “Lucy In The Sky”, “A Hidden Life” ve “Joan of Arc” gibi beklenen yapımlar da festivalde olacak. Biz de programı inceleyerek ilgimizi en çok çeken 10 filmi sizin için derledik. (Ayrıca Zararına Sohbetler kanalında, Sert Sesli sponsorluğu ve ortaklığıyla yaptığımız güncel film incelemeleri Seanslar ve festival playlistlerine de aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.)

İlginizi Çekebilir: 18. Filmekimi festivali programı açıklandı! 4-13 Ekim 2019 tarihlerinde İstanbul’da

Deri Ceket (DEER SKIN) (LA DAIM)

Lastik, Yanlış, Karakol gibi kara komedi filmleriyle gerçeklikle oynayan Quentin Dupieux‘in yeni filmi. Filmin tuhaf anti kahramanı; deri ceketini üzerinden hiç çıkarmayan, gayet dengesiz, takıntılı, psikopat Georges. Yeni aldığı ve kendisiyle konuşan deri ceketinin dünyada tek kalmasını istemekte. Bir kara komedi gibi başlayan Deri Ceket, Georges ve sinema kurgucusu Denise’in el kameralarının da etkisiyle saçma bir snuff temsiline dönüşüyor. Fragmanından Coen Kardeşler etkisi aldığımız filmi merakla bekliyoruz.

Yetimhane (THE ORPHANAGE) (PARWARESHGAH)

Film; 1980’lerin Kabil’inde Bollywood meraklısı, sinema sevdalısı bir genci ve onun işgal altındaki ülkesinde geçmekte. Kendi hayatından da izler barındıran ikinci filminde genç Afgan sinemacı Shahrbanoo Sadat, Kabil’de sinemada bilet kesen bir çocuğun polis tarafından Sovyetlerin işlettiği bir yetimhaneye götürülmesiyle tetiklenen olayları anlatıyor. Afganistan’ı hiç bilmediğimiz, düşünmediğimiz yönleriyle, üstelik Bollywood mizansenleri ve müzikleriyle ele alan eser, görselliği ile dikkatimizi çekti.

Savunma Sanatı (THE ART OF SELF DEFENSE)

Karate dünyasında geçen bu kara komedinin başkahramanı; bir gece motosikletli bir grup tarafından köşeye sıkıştırılıp dövülerek soyulan ürkek muhasebeci Casey. Kendini korumak için mahallesindeki karate dojosuna kaydolan Casey, kısa sürede ilerleme kaydeder ve kendini kanıtladıkça dojo ustasının gizemli gece derslerine katılmaya layık olduğunu gösterir. Maskülenlik kültürünü uç noktalara çıkaran alfa erkekler, biraderler, egzersizler, has erkeklikle dolu bu ter kokulu, olağandışı komedi “Yumruklarla Tekme, Ayaklarla Yumruk Atmanın Öneminin” altını çiziyor. Komedi yaparken fazla zorlamadan, doğal olayların komikliğini gösterdikleri izlenimini aldığımız için film dikkatimizi çekti.

Parazit (PARASITE) (GISAENGCHUNG)

The Host, Snowpiercer ve Okja ile kariyerini güçlü filmlerle doldurmuş Bong Joon-ho, Parazit ile Cannes’da Altın Palmiye kazandı. Güney Kore’de tüm gişe rekorlarını kırdı, 10 milyon izleyiciye ulaştı ve Oscar adayı oldu. Filmde sınıf atlama çabası ve servet kibrinin yol açtığı trajikomik olaylar anlatılıyor. Parazit, güçlü sinema dili ve sürprizlerle dolu, sağlam senaryosuyla öne çıkıyor. Film ilginç ve gergin fragmanıyla ve olağanüstü posteriyle ilgimizi çekti.

Nina Wu (JUO REN MI MI)

Tayvanlı bağımsız sinemacı Midi Z, kara film öğelerini göz alıcı bir sinematografiyle birleştiren son filminde sinema sektöründeki kadınların karşılaştığı zorlukları genç bir oyuncu üzerinden ele alıyor. Wu Ke-Xi, Hollywood’dan çıkan #MeToo hareketinden ilham alarak kendi sarsıcı deneyimlerini de senaryoya ekliyor. Yıllarca küçük rollerde boy gösterdikten sonra sinemada ilk büyük çıkışını yakalamaya çalışan Nina Wu, sonunda kendini, başrolü 1960’larda geçen bir casus filminde bulur. Çekimlerin çetin geçmesi, filmin cinsiyetçi yaklaşımı bir yana, yönetmenin psikolojik baskısı ailevi problemleriyle karışınca Nina Wu’nun ruh sağlığı kötüleşmeye başlar. Filmin gergin havası ve görüntü yönetiminin zerafeti ilgimizi çekti.

MILES DAVIS: BIRTH OF THE COOL

Bir öncü, standartları yıkan bir müzik maceracısı, “Cool” kavramının somut hali: Miles Davis. ABD’de ayrımcılık dahil her şeye rağmen hayalini gerçekleştiren ve müzikal ifadenin ufkunu genişleten Miles Davis, deneyden hiç çekinmeden cazın renklerini ve ifade biçimini güçlendiren eşsiz bir modern Amerikan sanatçısıydı. Efsane müzisyenin kendi hayatından yola çıkan ve adını albümünden alan bu belgesel, Davis’in Quincy Jones gibi dostlarıyla ve tarihçilerle yapılmış röportajlar ve daha önce görülmemiş video kayıtlarını da içeriyor. Filmde sanatçının detaylı bir portresi çiziliyor. Be-bop’tan Jazz Fusion’a ve Jazz Funk’a çok geniş bir yelpazeye sahip olan bu eşsiz müzisyenin adı bile heyecanlanmamıza sebep oluyor.

Monos

“Masal dünyasında geçen bir kâbus”, “Kolombiya usulü Sineklerin Tanrısı” denilen Monos’u, Guillermo del Toro da “Güçlü, yeni bir yönetmenden büyüleyici bir film.” cümlesiyle yüceltiyor. Geçit vermeyen, balta girmemiş ormanların göz korkutan gölgeleri arasındaki sekiz çocuk asker, yaz kampını andıran bir bölgede Amerikalı bir kadını rehin tutmaktadır. Baskına uğrayınca çocukların huzurlu günleri sona erer ve karşılıklı güvenleri sarsılan grup, üslerinden ayrılarak balta girmemiş ormanın derinliklerine çekilmeleri gerekir. Kolombiya’nın Oscar adayı Monos, merkezine ideolojiden çok hormonlarının etkisi altındaki ergen kahramanları yerleştiren, her yönüyle fantastik bir savaş ve sıra dışı bir hayatta kalma mücadelesi sergiliyor. Latin Amerika edebiyatında da olan büyülü gerçekliği fragmanında atmosferine yansıttığını düşündüğümüz bu film, sınırları zorlayacak gibi gözüküyor.

Bacurau

Anaerkil bir köyün haritalardan silinmesine yol açan bir komplo yaşanmıştır. Yakın bir gelecekte, Brezilya kırsalında geçen gizemli ve gerilimli Bacurau, bir çok türün karması. Ülkelerindeki gelir eşitsizliğinden ilham alan Mendonça Filho ile Dornelles, dış dünyadakilerin küçük gördüğü ve yabancı tehdidi altındaki küçük bir topluluğun hikâyesini; western ve bilimkurguya yüzü dönük, mistik ve geriliminden eksilmeden kendine has bir üslupla aktarıyor. Udo Kier, Sonia Braga ve filmin tekinsiz, korkutucu havası bizi kendine bağladı.

Tavşan Jojo (JOJO RABBIT)

Thor: Ragnarok, What We Do In Shadows gibi mizah dolu eğlenceli filmlerin ustası Taika Waititi’nin son filmi çarpıcı yıldızlarıyla dikkat çekiyor. Sıradışı hikâyesiyle ilgi çektiği kadar tepki de aldı. Film, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi yönetimindeki Almanya’da geçiyor. Filmin baş karakteri Jojo, tek arkadaşı hayali Hitler olan bir çocuk. Annesinin tavan arasında bir Yahudi sakladığını öğrenince kendi ırkçılığıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Waititi, filmde hayali Hitler’i canlandırıyor. Mizah yönü güçlü olan Waititi’den bolca gülerek izleyeceğimize inandığımız bir film geliyor.

Küçük Joe (LITTLE JOE)

Genetiğiyle oynanmış kırmızı bir çiçek, antidepresan salgılayarak insanları mutlu ederken, sıra dışı yan etkisi önemsenmez. Üstelik insanı değiştiren bu etkilerin bütün dünyaya yayılması olağandır. Kimsenin önüne geçemediği laboratuar bitkisinin ismi ise Küçük Joe‘dir. Film bilimkurgu-dram-gerilim türleri arasında yolculuk yapıyor. Göz alıcı renk paleti ve görsel tasarımıyla dikkat çekiyor. Küçük Joe, Frankenstein’in Canavarı’ndan esinlenilerek genetik mühendisliği ve şüpheyle karşılanan bilimsel gelişmeleri irdeliyor.

Filmekimi 2019 festivali hakkındaki görüşlerinizi merakla ve mutlaka yorumlarda bekliyoruz. Ayrıca Zararına Sohbetler ile Sert Sesli sponsorluğu ve ortaklığıyla yapılan Seanslar ve festival playlistlerimize alttaki linklerden ulaşabilirsiniz. Filmekimi 2019‘un tüm programına şuradaki bağlantı aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

You May Also Like

Hakan: Muhafız 2. Sezon Fragmanı Yayınlandı! (26 Nisan)

Hakan: Muhafız (The Protector) dizisinin 2. sezon resmi fragmanı yayınlandı. Cüneyt Arkın…

Quentin Tarantino’nun Yeni Filmi The Hateful Hate’den İlk Fragman

Quentin Tarantino‘nun 2015’in sonunda vizyona girecek filmi The Hateful Eight‘ten ilk fragman…