“ It’s not my fault that I’m pregnant and I love drugs. Who cares. Fuck the baby. Let it die. ” sözleriyle aklıma kazınan albüm tekrar ve tekrar kendini dinletmesini biliyor. Yedinci albümüyle tekrar şiddet dolu bir albümde buluştuk. İlk başlarda death metal yapan grup gitgide işin içine grindcore ve deathgrind’i de katmaya devam ediyor. Ancak artık klasikleşen tonlar grubu teknik death metal grubu olmaya doğru itiyor. 2007’den beri yollarına üç kişi devam eden grup ikinci gitar eksikliğini çoğu zaman göstermiyor. Hatta her biri enstrümanlarının üzerinde vurgularını güçlendirmişlerdir. Gitar rifflerindeki ustalık John Callagher’ın muazzam brutal vokali ve Sean Beasley’in bas gitar kullamına hakimliği ve geri vokalde ustalıkla kullandığı sesi, Trey Williams’ın hiç bitmeyen bir pili var. Şarkı sözleri ise her zamanki gibi siyasi sisteme karşı acımasız, kaba ve son derece öfkeli. Böyle şarkı sözlerine izin veren Relapse Records’u kutluyorum.

Albümün kapağının tasarımı da son derece ilgi çekici tahta oturmuş iskelet ona bakan kuru kafalar ve yerdeki parçalanmış iskeletlerle bir çok siyasi noktaya ( Amerika ve etrafındakilere ) selamını çakıyor.  Ama ben bunu Death grubunun “ The Sound of Perseverance ” ve Scream Bloody Gore “ albüm kapaklarının birleşimi olarak görüyorum. Bir şeyleri yaratırken biraz daha özgün olmanız gerekir. Etrafındaki herkes kanmaz. Neyse dedikoduya daldık ocaktaki yemeği ( albümü ) unuttuk. Bu sefer son şarkılardan başlayalım. ” Revisionist Past “ ve ” The Blood of Power “ şarkılarında gerçek gitar sololarına ve her zamanki gibi durmayan davul partisyonlarına, John ve Sean’in homurdanmalarına sahiptir. Açılış şarkısında ise albümün nasıl olacağı ile ilgili bütün tahminleri size sunuyor. Gerek riff ve sweepler gerek vokallerin sesinin homurdanmaları ara ara şarkılardaki iniş ve çıkışların tabi ki davulda Trey Williams’ın hayvanlığını da unutmamak gerekiyor. Diğer 6 şarkıda aynı ayarlarda diyebiliriz. Bir kereyle anlamayacağınız bir albüm olduğunu düşünüyorum. Kaç kere dinleyeceğinizi bilmem ama birkaç kere dinleyin. Bu albümün diğerlerinden en büyük farkı stüdyo çalışması olduğunu belirtmeliyim. Sesleri daha rahat bir şekilde duymanızı sağlamışlar. Ama sonrasında bunun üstüne ne koyacaklarını bilmiyorum. Ancak değiştimeye çalışmamalarını gerektiğini bu tarzda da albümlerle yola devam edeceklerini düşünüyorum. Şu bir gerçek ki üç kişiyle metal yapmanız çok kolay birşey değil hem de bu tarzda. Ama Dying Fetus için üç kişi tam yerinde bir karar. ( 8.8/10 )