Dying Fetus konseri haberini aldığımda heyecanlanmış ve hemen müziğin sesini sonuna getirerek kafa sallamaya başlamıştım. Birde bu konserin tarihinin doğum günümden 1 gün sonrasına denk gelmesi kendime vereceğim hediyenin ne olacağını belirlemiş oldu. İlk stüdyo albümü ve son stüdyo albümlerinin analizini yaptığımda grubu daha yakından inceleme fırsatı bulmuş. Onlara bağlılığım artmıştı. Müziklerinde ve sözlerinde gösterdikleri tavır günlük yaşamdaki çözülmemiş sorunları, siyasi içerikli olguları, öldürmek ve ölmek hakkındaki söylemleri, “ It’s not my fault that I’m pregnant and I love drugs. Who cares. Fuck the baby. Let it die. ”  sözüyle bir kadının vücudundaki olan bitene kendi kararının altını çizmeden de geçmiyorlar. Son album kapağındaki görseliyle de siyasi olarak bir yerde başı tutan ve yanlarında boyun eğenleri görebiliyorsunuz.

 

 

 

Daha önce Türkiye’de konser vermemiş olan grup için mekan olarak Kadıköy Sahne seçilmiş. Bende ne güzel evden yürüyerek sevdiğim bir grubu izleyeceğim dedim. Evden müzik çalarım ile yola çıktım. Yolda giderken çevreye bakınarak kornalar eşliğinde karşıdan karşıya geçmek, dükkana girmeye çalışan bir kişinin yakalanması ve bunu izlemeye çalışan kalabalık, oturup zaman geçirmeniz için mekanlarına çağıran esnafların sesini de algılayabiliyorsunuz. 10 dakikalık bir yolculuğun ardından mekanın kapısına gelip grubun çalma saatine kadar dışarıda durmayı tercih ettim. Etrafı saran siyah tişört kalabalığı, çiğ köftesini yiyerek grubun gelişi ile ilgili yorumda bulunanlar, birasından yudumlar alıp yanlarındaki arkadaşlarına anılarını anlatanlar, arkadaşlarını bu konserler sayesinde gören kişilerin sevinci ve muhabbeti eşliğinde konserin başlama zamanının geldiğini anons eden ses sonrasında içeriye girmeye başladık. Kapıdan geçerken ilk şarkıyı da kaçırmış olmanın mutsuzluğuyla alana giriş yapsam da. Gerisinde beni neyin beklediğini çok iyi biliyordum. Bir parçası içimdeki huzursuzluk, bir kısmı sinir, bir kısmı düşünceler ile konser alanine girdim. İlk başta kendimi pogoya kaptırmadan birkaç parçayı daha uslu dinlemek için sahneyi iyi görebildiğim bir yere geçtim. Mekanın tasarımından söz edecek olursak bir meyhane için uygun olabilir ancak bir konser salonu mantığı için ters bir yapısı var. Sahnenin yanında, az uzağında ve etrafta bulunan çokça kolon genel olarak birkaç yerden sahneyi görmenizi engelleyen bir yapıya sahipti. Ses sistemi ise gayet güzeldi. Dying Fetus’un giriş şarkısı In the Trenches’i kaçırmıştım. Alana girdiğimde ise pogo ve circle pit için sahnenin ön tarafında bir alan kapılmış. İlk şarkıdan itibaren zamanın hızlı ve sert geçeceğini tişörtünü çıkarıp aaaaağğhhhhh diye bağıran ve terleen insanlardan anlıyorsunuz. İkinci şarkı One Shot, One Kill ile orta kısımdaki eğlence konser bitene kadar durmadı. Şarkı aralarında bazen John bazense Sean’ın anonsları ile daha da gaza gelip circle pit ve pogonun dozunu yükselten kalabalık birde stage diving yapmaya başladı. Bu durumda güvenlik görevlileri ile rodileri arasında beklediğim bir durum gerçekleşti. Bırakın stage diving yapsınlar anlamındaki bu hareketler ortamın gerilmesini bir anda engelledi. Sonuçta grup üyelerine zarar gelmediği sürece zaten oraya eğlenmek, sevdiği sanatçıları gitmiş 500’e yakın kişi var. Onların birşey yapmayacağını da bilen rodi ler ve oradakiler güvenlik görevlilerine en güzel yanıtı verdiler. Grubun bütün elemanları John, Sean, Trey çaldıkları her parçada ellerinden gelenin en iyisini taramalı tüfek gibi çalarak gösterdiler. Aralarda azalan yoğunluğu ise John ile Sean’in circle pit ve seyircilerin iyi olduğuna dair anonsları ortamın azgınlığını devam ettirdi.

 

Dying Fetus bir daha gelmeyi istediğini de söylemeyi de ihmal etmeyerek bizleri birkez daha sevindirdi. 13 şarkı söyleyen grup 75 dakikaya yakın sahnede durmuştu. Tabii ki de bizlere bu kadar şarkı yetmeyip daha fazla çalınmasını beklesekte grup sıkı bir performans çıkarmış, onlar için bitirme zamanı gelmişti. Ne de olsa daha gidilecek birçok şehir ve konserleri var. Çıkışta çalan Pantera Walk şarkısı eşliğinde alandan çıkıp arkadaşlarla kısa muhabbetlerle vedalaştık.

Go Promotions’e böylesine güzel bir gecede geçen emekleri için teşekkür ediyoruz. Bir sonraki düzenleyecekleri konserleri heyecanla bekliyoruz.

  • Fotoğraflar = Barbaros Pakar