Deafheaven ile tanışmam bir önceki mükemmel albümleri “Sunbather“ın açılış şarkısı Dreamhouse’u dinlemem ve küçük dilimi yutmam ile olmuştu. 25 yıldır sert müzik dinleyen birisi olarak , özellikle son 10 yılda müzik zevkimde farklılıklar daha çok hakim olmuş ve indie rock, alternatif sularında daha çok yüzer olmuştum. Hayatımın bir dönemini Trash – Death Metal dinleyen, bir döneminde ise indie rock ağırlıklı dinleyen birisi olarak , bu 2 farklı suların kesiştiği bir sound bulmak açıkçası çok farklı bir deneyimdi. Ama bu deneyimi sadece farklı olarak adlandırmam adaletsiz olur çünkü bu çok zor entegrasyonu muhteşem yapmış bir grup var karşımızda.

Deafheaven 2010 yılında , San Francisco’da George Clarke ve Kerry McCoy tarafından kurulmuş. Grubun soundu tamamen bu iki isme bağlı. George Clarke ağırlıklı Black Metal gruplarında görülen son derece yırtıcı ve sert bir vokale sahip. Grubun soundunu çözemeyen birçok müzik yazarı özellikle George Clarke’ın vokalleri sebebiyle grubu Black Metal grubu olarak lanse etse de, grubun temel soundunu Kerry McCoy’un yazdığı çok fazla distortion kullanılmayan tonlardaki temiz arpejler , sürekli melodi arayışları oluşturuyor.

Az miktarda ama çok uzun olan şarkılar eğer grubun sound’ unu sevdiyseniz sizi kesinlikle sıkmıyor. Ama bu deneysel yaklaşım çok size hitap etmediyse direkt tepkiniz nefret etmek oluyor. Uzun şarkılarda grup , şarkı içinde de radikal geçişler yapmayı çok seviyor. En çok kullandığı formüllerden birisi, şarkılara çok sert girip (Çok yüksek hızda bir metronomda çalınan davullar, George’un vahşice saldırması, ve bir parça distortion katılmış gitarların ritimleri) , yavaş yavaş tempoyu düşürmesi ve şarkıların ortalarından itibaren adeta ruhani bir arayış içeren yoğun melodik deneyimler sunmasıdır.

Yeni albüm toplam 46 dakikalık bir albüm ve sadece 5 şarkıdan oluşuyor  . Albüm giriş şarkısı “Brought to the Water” yukarıdaki formülün tam olarak uygulandığı bir albüm.

Bir önceki albüme göre bu albümün 2 farkı var. Birincisi şarkılar daha uzun. 2. si ise şarkıların sert bölümleri özellikle vokaller ve yüksek metronomda davul aksiyonları bir önceki albüme göre daha sert. Bir önceki albümleri Sunbather,  bir parça daha indie rock deneyimine ve deneysel melodilere daha yakındı.

Dünyadaki birçok müzik otoritesi tarafından çok heyecan verici bulunan ve desteklenen Deafheaven , insanların kulaklarındaki yargıları kolay aşamayan bir grup. O yüzden ya çok seviyorsunuz ya da direkt nefret ediyorsunuz. Ben kesinlikle çok sevenler tarafındayım.