1981’de Lisa Gerard ve Breandan Perry çağdaş müziği folk müziği, ortadoğu ve afrika tınılarıyla beraber daha önce kimsenin yaratamadığı melodileri birbirine katarak benzeri olmayan bir ses kazandırdılar. Hüznü tüm çıplaklığıyla ortaya koyan şarkıları aynı zamanda içinde neşe, sevgi, kardeşlik gibi duyguları beraberinde getirmeyi başardılar. Birçok müzisyen Ne tür müzik yaparım ?, Nasıl kendimi gösterebilirim ? , Nasıl ilerlerim ? diye düşünürken onlar bildikleri yoldan devam ederek önemli bir dinleyici kitlesi kazandılar. Baraka belgeselinin “ The Host of Seraphim ” adlı şarkı ile hafızalara kazınmış gene ortadoğu müziklerinden ilham alarak  yaptıkları “ Saltek ” parçası ile bir dönem İstiklal caddesinin fon müziği olarak tanımıştık.

Lisa Gerard’ın dediği gibi “ Ölüleri dans ettiriyoruz, çünkü ölüye dirilik katmayı ; diriye ölülük vermeyi düşündük ” dünde bu duygular arasında gidip geldik. Bundan 16 yıl önce Türkiye’ye geldiklerinde duyduklarıma göre Açıkhava tiyatrosunu tıkabasa doldurmuş hatta insanlar merdiven basamaklarında ikişer ikişer oturmuşlar. 19 Eylül 2012 olarak Leonard Cohen ve şampiyonlar ligi maçının da etkisiyle bu sefer Açıkhava dolmamıştı. Yer yer boşluklar olmasına göre doluluk oranı gayet iyiydi. Her zamanki gibi insanlar konser öncesi Dead Can Dance’in sahne alacağı saati bekliyorlardı. İlk olarak sahneye değişik halk enstrümanları çalan David Kuckhermann ve yanındaki müzisyen arkadaşıyla çıktı. Sırayla bütün değişik ekipmanını denedi. Bunların içinde hang, cajon gibi çalgılar vardı. Yarım saate yakın sade gösterisinin ardından yerini gecenin asıl olayı Dead Can Dance için sahne hazırlığına bıraktı. Dead Can Dance sahneye çıktığı an adeta büyülenmiştim. 2 saat boyunca yerimden kaldırmayarak sahneye pür dikkat kilitlediler. 16 yıl sonra çıkan albümlerinin tanıtım turnesi olması nedeniyle son albümü bütün şarkılarına ve ek olarak Dead Can Dance’in klasik şarkılarından çaldılar. Ancak ilk Türkiye konserlerinde olduğu gibi “ Cantara” yı söylememeleri biraz üzdü. Zaten 2 saatin yetmeyeceğini biliyorduk ve yetmedi de. Seyircinin olağanüstü gayretleri sonucu 3 kere bis’e çıkarmayı başardılar. Seyircileri de kutlamak lazım normalde böyle yerlerde yapılan konserlere gelen insanlar daha konser bitmeden yarısında çıkarlardı. Konser boyunca asaletini koruyan Lisa Gerard göndermeseydi. Daha çok dinlemek isterdik. Sahnede eşlik eden 5 kişilik ekipte neredeyse yanlış yapmayarak güzel bir iş çıkardılar.

 

193657_366891803390741_1028026097_o

 

Son olarak bir konser alanında tuvaletin paralı olması ve oturacak minderi kiralama mantığıyla hareket eden bir Açıkhava’yı işletme mantığıyla kullanan Büyükşehir belediyesini de bu huyundan vazgeçmesini dileyelim. Organizyon şirketi Charm Music’e temiz ve güzel bir iş çıkardıkları için teşekkürler. Dead Can Dance’i bir daha görmeyi isteriz.

Setlist ise şöyleydi :  1. Children of the Sun

  1. Anabasis
  2. Rakim
  3. Kiko
  4. Lamma Bada
  5. Agape
  6. Amnesia
  7. Sanvean
  8. Nierika
  9. Opium
  10. The Host of Seraphim
  11. Ime Prezakias
  12. Now We Are Free
  13. All in Good Time
  14. The Ubiquitous Mr. Lovegrove
  15. Dreams Made Flesh
  16. Song to the Siren ( Tim Buckley cover )
  17. Return of the She-King
  18. Rising of the Moon